xxkikamachu

日志

RSS
  • Wilder Wein - Andräa <3

    2008年 7月 12日, 13:40

    Wilder Wein - vor deinem Schloss
    Wilder Wein - ich bin bereit
    Man meldet Ankunft - nur für den König
    Gott steh mir bei - und öffne deine Tore
    Wilder Wein - und ganz langsam
    Wilder Wein - so warm und feucht

    Wilder Wein - vor deinem Schoss
    Wilder Wein - es steht geschrieben
    Tief im Wasser - kreuzt man nicht
    Doch meine Lust - verlacht die Flügel
    Wilder Wein - wie eine Taube
    Wilder Wein - so nass und heiß

    Wilder Wein - vor diesem Dunkel
    Wilder Wein - von Licht geheilt
    Es bleibt verborgen -
    sonst könnten wir uns wehren
    Ich warte auf dich - am Ende der Nacht
    Wilder Wein - nur eine Traube
    Wilder Wein - und bitter wie Schnee

    Ich warte auf dich - am Ende der Nacht
  • Oku,Belki İşine Yarar. :]

    2008年 6月 12日, 14:10

    Birey,türün en küçük parçasıdır.Tür ise iradeye verdiği bireylerin genlerine hükmeden yönetici pozisyonundadır.Ancak bu,bireyin bilinçli olarak yapmış olduğu bir şey değildir.Farkında olabilseydi bunu farkedebilecek tek olgu ise "içgüdü"dür.
    Her insan ilk görüşte aşık olur.Çünkü o ilk bakışta insan karşısındakinin ona ve dolaylı olarak türüne ne kadar layık olduğunu düşünür.Tek amaç gözleri buluşan o iki kişinin oluşturacağı yeni insandır.İlk bakışlarında bile bu vardır.
    Her insan mükemmelliği arar.Ama kendi gözündeki mükemmelliği.Peki insana göre mükemmellik nasıl olur anlatalım.
    Bir insanın mükemmelliği onda değildir;yaratacağı,türüne kazandıracağı yeni bireydedir.Buna göre eş seçer,eşi onun gözünde mükemmele yakındır tabii.Uzun,iri yarı bir kadın kendine uzun boylu birini eş olarak seçmez.Çünkü kendi öz iradesinde "eğer uzun boylu biriyle olursa oluşacak yeni nesilin felaket olacağı" düşüncesini barındırır.Her insanda bu vardır.Eğer aralarda istisnalar varsa büyük ihtimal eş seçimini kendi yapamamıştır ya da mantık evliliğidir.Çünkü mantık evliliklerinde bireyin "benci" yaklaşımını görürüz.Önemli olan bireyin mutluluğudur,oluşacak yeni nesil ya da bunun düşüncesi bir şekilde yok edilmiştir.Buna bakarsak ortalıkta "mükemmellik" anlayışı kalmamış,bireyin bir amacı olmadığını görürüz."Kendi mutluluğu onun amacıdır tabii ki" diyebilirsiniz ancak size cevabım şu olacaktır ki insan sevmediği biriyle mutlu olamaz,gerçek bir amacı olmadan zaten rüzgarda sürüklenen bir yaprak gibi ortalıkta kalakalır.Unutulmaya mahkumdur,çünkü mantık evliliğini benimseyen bir insanın hayatına yeni nesil eklenmez ve tür devam edemez.Bundan anladığımız üzere mantık evliliklerinin çoğaldığı toplumlar yozlaşmanın ve felaketin eşiğindedir.
    Uzun süreli evlilikleri ele alalım.Ya da şöyle demek gerekirse çocuktan sonraki dönemi ele alalım.Birey,türün amacına göre içgüdü vasıtasıyla yönlendirilmiş olan bilinçsiz amacına ulaşmış olur.Peki sonraki olay nedir?Eğer "aşk" denilen şey bir yere kadarsa sınırları nedir,sınırların ötesi nedir?Mutlu aşkın sonu güzel bir "yeni"yi dünyaya getirmek ve sonra bireylerin arasında oluşan dostça sevgidir.Çeşitli sebeplerden dolayı birbirlerine kavuşamayanlar ise bu tutkunun içinde kavrulur,bazıları intihara kadar gider.Tarih bu konuları işlemekten hiç bıkmamıştır.Romeo'lar,Juliet'ler,Paul'ler,Virgini'ler..Konuştuklarımıza göre gerçek aşkın tanımını yapmamız gerekirse şöyle söyleyebiliriz:"Gerçek aşk,bireylerin birbirlerinin oluşturabileceği en mükemmel yeniyi yaratabilecekleri düşüncesidir."
    Olay tamamiyle tamamlama meselesi.Ama göreceli tamamlama.Kısa boylu sarışın,uzun boylu esmer birini arar;mavi gözlülerin koyu gözlere düşkünlüğü vardır,zengin biri her zaman iyi bir hayat sağlayabilir.Ayrı olarak yeni birey yüzünü annesinden,vücut yapısını babasından alacaktır.Bu nedenle kaslı erkekler hep çekici görülmüştür.Kadın kendini o şekilde güvende hisseder,ayrıca çocuğunun babası olacak adamdır karşısındaki..Ailesine sahip çıkabilir bir potansiyeli vardır kadının gözünde.Bu tür konularda insanın kör iradesi hep devrededir.Her birey kendi eksik taraflarına sahip olan insanları çekici bulur.
    Son eklenmesi gereken şey şudur:Gençlik insan hayatında çok önemlidir.En sağlıklı,mükemmel yeniler ancak genç tohumdan ortaya çıkabilir.Gençlik kıpır kıpırdır,meydana getirilen de böyle olarak bu devam ettirilecektir.Ancak insan yaşamının son döneminde - yani yaşlılıkta - erkeklerde padesterie'ye ağırlık görülür.İçgüdüsel olarak erkek,kendi yaşlı tohumundan meydana gelebilecek herhangi bir yeninin ne kadar felaket olacağını bildiğinden kendi cinsine yönlenir.Neyse,daha sonranın konusu bu. :]
  • This Confession Means Nothing.

    2008年 4月 26日, 17:10

    This Confession Means Nothing

    İsmi bile beni vuruyor.Sürekli bir şekilde yaşadığım bişey çünkü.Birşeyler oluyor,başta söylenmesi gerekeni iş işten geçtikten sonra yürürlüğe koyunca tam olarak "means nothing" durumu ortaya çıkıyor.Hayatımı insanların arkasından yaşamıyorum,bu tip geç kalmalarda bulunmuyorum (sanırım?) ama nasıl desem... bir eksiklik var hayatımda.

    Hiç kimseye hayatımda tam anlamıyla güvenemedim.Aileme bile güvenmiyorum aslında.Hani şu sizin "koruyucu,arkanı kollayıcı" dediğiniz olgu olan aile benim için pek birşey ifade etmiyor.Beni sevmeyeni sevemem ben,beni olduğum gibi kabul etmeyenlerle yaşayamam..Sorun bende değil,elimden geleni yapıyorum üst insan olabilmek için.Ama Nietzche'nin dediği gibi üst insan olanlara diğerlerinin hizmet etmesi gerekir.Bilmem bende üst insanlık var mıdır ancak bunu bir şekilde sınıflandıramazsın ki?Kendine göre üst insansan öylesindir.İnsan kendi doğrularıyla yaşar öyle değil mi?Yani kendi kararları onu bir yerlere getirir,doğru ya da yanlış o onundur.Başarılı olursa kendi olur,dibe batarsa yine kendi olur.Haha başarılı olunca etrafındakilerin yardımıyla olmuştur "Biz onu bugünlere getirdik,ben büyüttüm" olur.Dibe batarsa ya tanımamazlıktan gelirler ya da "hamurunda vardı" derler.İyi sahiplenilir,kötü dışlanır.İnsan değişik bir varlık.En pislik,en piç varlık o ayrı.Bir klişe vardır ya "İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum"..Sende insansın be kardeşim,gün gelir kazara birinin yardımı dokunur sana o zaman seversin insanı.Ütopik,düşündükçe çözemiyorsun.Ama kendini büyük görmenin bi manası yok,herkes aynı boktan geliyor sonuçta.İyi-Kötü kavramına hiç inanmadım,çok rölatif birşey bu.Ah bana sorarsanız iyi ve kötü yoktur,insana göre yararlı ya da zararlı vardır.Her insan kendi çıkarını savunur,amaçları,hırsı uğruna o piç egosunu tatmin etmek için yapamayacağı şey yoktur.
    Eh bunları konuşuyorsun madem sen kendini nasıl görüyorsun?İnsan değil misin sen başka bi cins misin? gibi sorular sorabilirsiniz,çok normaldir.Bunları siz bir kat yaşıyorsanız ben iki kat yaşıyorum.Önceden çok kırılıyordum,çok yaralıyordu bu olanlar.Demek istediğim dünyanın bu hali.Ya da "insanlığın" bu hali.Sonra aynı bir türk edasıyla "Yavrum sen mi kurtaracan bu dünyayı,bırak allaaasen hayatını yaşa.Şurda ülke şartlarında kaç sene yaşayabilirsin ki zaten?" dedim kendi kendime.Küçük şeylerden mutlu olmayı öğrenmek lazım esasen.

    Başka bir konuya gelelim.Çok duygusuz bir insanım ben.Yani,en kötü şeye karşı bile nötr kalıyorum.Aldılar bütün duygularımı,ilhamımı,herşeyimi elimden.Çok pislik bi duruma düştüm.Aşağılık,iğrenç bir yaratık oldum.Benim suçum değil,çok ciddiyim.Kimseye güvenmem demiştim ya,bir kere güvenip neler olduğunu gördüm.Olanları ben haketmiştim sanırım,gerçekten hakettim ki karma beni cezalandırdı.Evet,allah yoktur.Olsa biz bu kadar zevkine düşkün ibneler olmazdık.Olsa bu kadar hayvani olmazdık,bir farkımız olurdu içgüdüyle hareket edenlerden.İnek bile kırmızı ışıkta geçmezken bizimkiler hop zıp karşıya geçiyorlar,bakın halimize ahahaha.

    İleriyi görebilmek çok kötü birşey.Geleceğimi görüyorum,geleceklerini görüyorum,mutsuzluk görüyorum,acı görüyorum.Zaten insanın yapısını göz önünde bulundurursak mutlu olmasını nasıl bekleyebiliriz ki?Doyumsuz,sürekli fazlasını isteyen hayvanlar.Sanki hakediyorsun da sürekli daha fazlasını istiyorsun.

    Çok random yazıyorum biliyorum,duygularım alındığından beri yazı yazamaz oldum çünkü.Bu yazıyı okumanızı beklemiyorum,o da ayrı.Çok fazla gelir size okuması.Kolaya kaçmak...Ulan ne pisliğiz be ahahha.

    Hiçbir fikri olmayan insanımsının hiçbir amacı olmayan yazısını okudunuz,tebrikler ^^
  • Unfurl

    2008年 3月 29日, 14:24

    İki gündür etkisinden çıkamadığım şarkı.Zira deli olmak üzereyim.İyiydim birkaç gündür,yani nasıl desem dertsiz tasasız falan filan..Saolsun Katatonia -.-

    Sözler pek iptal edici değil,ama o 'unfurl' etkisi var şarkıda.Gerek gitarlarla,gerek Jonas'ın sesiyle.Böyle bi katatoni haline sokuyor.Depresifleştiriyor..

    Ahah şu an msn status : away.Kimseyle konuşmak istemiyorum,dinlemek istemiyorum.Sanırım bütün Katatonia şarkılarını silmeliyim.

    Size neden anlatıyosam?
    Neden mi? Çünkü kimse okumayacak.